24 Şubat 2011 Perşembe

Yine mimlendim :)

Bir tesaduf eseri karsima cikan ve cok severek okudugum bir blog babayimben. Evet evet sadece anne bloglarini degil arada baba bloglarini da okuyorum ben :)Ama sadece anne olacak arkadaslarim yok ki, baba olacak arkadaslarim da var. Onlara haksizlik etmek istemiyorum :) Blogger dunyasinda tanidigim tek tuk babalardan biri olan babayimben oyle guzel anlatiyor ki dusuncelerini gunumu senlendiriyor. Ben de onun yazilarini okumaktan buyuk keyif aliyorum. Bir yazisinda demis ki; Gulcin ben cevapladim bu degisik sorulari simdi sira senin olsun

Itiraf ediyorum boyle mimlerdeki sorular bazen komik geliyor bana, arada hayda bu nasil soru dedigim de oluyor :) Ama bir yandan da bu mimler bloglar arasi bir iletisim oldugundan hosuma da gidiyor. Eh bir de bir blogger arkadasim beni dusunup boyle bir mim gondermisse ben de keyifle cevaplarim :) Iste 2. mim ve Gulcince cevaplar...

-Gün içinde, eğer gerçekleşirse şok geçireceğin şey?
Telefonum calsa ve sevdigim bir ses aksama yemege geliyoruz biz dedikten sonra cevap bile beklemeden telefonu kapatsa cok sasiracagimdan eminim. Hani oyle haftalar onceden planlar yapmadan gorsusebilsek arkadaslarimizla sasirmakla kalmayip ayni zamanda cok sevinecegim. Ajandalarla ic ice bir hayat var Hollanda'da. Size yemege gelmek istiyoruz diyor bir arkadasimiz. Seviniyoruz aa tabi buyrun ne zaman isterseniz diyoruz. Bir ay sonra uygun musunuz diyorlar plan yapmak icin :) Ohoooo bir ay sonrayi nereden bilelim diyemiyoruz :) Acip ajandalarimizi yaziyoruz tarihleri :)

-Gördüğün zaman, eğer almazsam uyuyamam dediğin şey?
Alisveris yaparim ben ama almazsam uykumu kaciracak bir sey hele indirimde degilse olur mu emin degilim :) Ama indirimde harika bir cizme ya da elbise gorduysem ve kararsiz kalip almadan gectiysem pisman olabilirim. Ama uyurum kesin uyurum :) Ayrica kinamayalim lutfen yalniz olmadigimi hissediyorum :)

-Uğruna diyetini bir kalemde bozduğun şey?
Anne yemegi, hala boregi, Nilgun abla kahvaltisi, boyoz, sokak gevregi, sicak ramazan pidesi, kiymali pide, iskender... liste uzar gider :) Tahmin edilebilecegi uzere Turkiye'ye hele hele Izmire gidince ne diyet kalir ne de Gulcin bunu dert eder :)  

-Uğurun var mı, uğurun?
Anneannemin bana bayram harcligi olarak verdigi bir bankanot vardi. Nasilsa yirtildi ben de onu katlayip yillarca cuzdanimda tasidim. Ugurumdu o benim. Sonra bir yankesici cuzdanimla birlikte onu da caldi. Kimlikleri, kartlari yeniden cikardik da ugur param gittigiyle kaldi. Ama olsun, o yankesici onun ne oldugunu bile anlamamistir, oldukca eski bir turk parasi oldugundan Hollandada onu kullanamamistir da. Dolayisiyla ona yeni bir anlam yukleyememistir. Yani o yine bir yerlerde bana ugur getiriyordur, eminim.

-Kendine en yakıştırdığın renk?
Rengarenk giyinirim ben. Eskiden koyu renk takintim vardi cok sukur bitti. Kirmizi, sari, pembe, siyah, gri, haki, yesil her renk kiyafetim vardir dolabimda. Hepsini de severim, hele karsidan bakip oyle renkli renkli gorunce dolabimi baya da sevinirim :)

-En sevdiğin takın?
Parlayan butun takilarimi seviyorum ama asla hergun takip takistiran bir insan olamiyorum. 

-Takıntın?
Sanirim yok ama dusununce bazi odalara ozellikle onemli toplantilarin yapilacagi odalara sag ayakla girdigimi hatirladim. Takinti sayilirsa :)

-Bavulum çoktan hazır, gitmek istediğim şehir, ülke?
Benim bavulum hep hazir :) Bu ara uzaklara daha da uzaklara gidesim var mesela Kuba. Ve elbette her durumda hazirim Turkiye yolculuklarina :)

-Ben bu şarkıyı duyunca şakırım?
Ne calarsa, bildigim surece keyifle eslik ederim hele fasildaysak sesim kisilana kadar sarki soyleyebilirim. Ama bana keyif veren bu durum dinleyenlere ne kadar keyif olur bilemiyorum.

-Solunda ne var?
Nasil yani :) Ofisteysem, ki su an ofisteyim, solumda her daim Fazil var. Kendisi laptopum, ayrilmaz takim arkadasim. Iyi cocuktur akillidir da severim :)

Artik ogrendim mim isini yani biliyorum  benim de elim sende demem lazim. 
O zaman Sevgili Fadis elim sende :)

20 Şubat 2011 Pazar

Haftasonu

Persembe gunu gunes yuzunu biraz gosterdi ya, hafta sonu icin ne planlar yaptik ne planlar. Ama saniyorum bu ara gunes de bizim gibi mesaiyle calisiyor. Pazartesi - Cuma Dokuz-Bes hatta burada Dort. Hayir hakli elbet dinlenecek de onerim; vardiyali calisalim. Biz calisirken o dinlensin, boylece biz ofisten kacmak ve gunesin tadini cikarmak icin yollar aramak zorunda kalmayalim. Hafta sonu da biz dinlenelim onu mesaisi devam etsin ki gezelim dolasalim. "Olmaz mi Gunescim yapamaz misin bir guzellik bize?" diye soruyorum ama cevap alamiyorum :) Ayrica tamam Persembe gunu hava harikaydi da Cuma gunesin gul yuzunu goremedik. Hafta sonunu beklemeyip Cumayi da kaytardigindan supheleniyorum soyleyeyim :) 

Eh gunes dinlenince, hava da baya soguk olunca bir hafta sonunu daha evimizde gecirdik. Sikayetci degilim ama bahari ozledim; hem de cok ozledim. Agaclar beyaz beyaz ciceklensin istiyorum. Her ne kadar alerjilerimin polenlerle artacagini bilsem de etrafta bahar esintisiyle ucusan cicek kokusu olsun istiyorum. Sonra ince montlar giyelim istiyorum. Kalin pantalonlarin yerini kapriler alsin istiyorum. Ince spor ayakkabilar parklarda yeni sulanan cimenlerin kokulari arasinda dolastirsin bizi istiyorum. Sonra gunes dereleri piril piril yapsin, elimizde kitabimiz o derelerin kiyisinda tembellik yapalim istiyorum. Aksamustu olsun, gunes gidince hava biraz sogusun ama yine de ince montlarimiz usumemek icin yeterli olsun istiyorum. Bahar gelsin gozumuz de gonlumuz de senlensin istiyorum... Hatta evde yapilacak isler bizi beklesin dursun ama canimiz sokaktan eve girmek istemesin, odevden kacan ilkokul cocuklari gibi yaa bir saatlik is onlari bitirmek diye kendimizi avutalim sokaktan eve girmeyelim istiyorum...

Aylar once soylemistim, daha ben yaza doyamamistim ki kis basladi. Ama elimden geleni yaptim guzel bir kis gecsin diye cabaladim. Yine de gelsin artik bahar degil mi? Bazen oyle caresizlikle bahari istiyorum ki kisi bir cocuk gibi azarlayasim geliyor. Aaa sira ilk bahar kardesinde artik. Hadi sen biraz dinlen, uslu uslu sirani bekle o oynasin bizimle... Soz uslu durusan seneye de gelebilirsin.... desem bir faydasi olur mu ki :)

Yine de yasasin haftasonu. Laf aramizda elimde sicak cayim, tabkta sicak taze pogacalar, disarida puslu bir hava varken sicacik evimizde oturmanin keyfi de bir baska oluyor :)

17 Şubat 2011 Perşembe

Bulmaliyim

Yaklasik 2,5 saat suren, ustelik telefonla katildigimiz bir toplantidan cikinca, yani 2,5 saat yuzunu gormedigim ama surekli konusan ustelik enerjisiz bir ses tonuyla konusan tanimadigim birini dinleyince, disarida hava isil isil gunesli olunca, ustelik o gunes isinlari penceremden gorunen dereyi piril piril yapinca bes dakikaligina olsun disariya cikmamak olmazdi.

Derin derin nefes alinca, montsuz kisa bir yuruyus yapinca, arada esen hafif ruzgar yuzume vurunca, hele de dereden yansiyan gunes isinlari gozlerimi kamastirinca resmen hayata dondugumu hissttim.

Kapinin hemen kenarinda duran ve gun boyu defalarca sigara icmek icin ofisin disina cikan arkadasim "Kim demis sigara icmek sagliksiz diye, ben en azindan disari cikip oksijen aliyorum, siz butun gun ayni ofiste oksijensiz oturuyorsunuz" diyince bir sigara dusmani olan ben ona hak bile verdim. Yok sigara icmek saglikli diye dusundugum icin degil. Butun gun ofisin icinde durmak sagliksiz diye dusundugum icin.

Hakli da ben baska bir sey bulmaliyim, hemen beni gunde bir kac kez disariya cikmaya zorlayacak sigara icmek disinda bir sebep bulmaliyim :) 

14 Şubat 2011 Pazartesi

Hamarat

Hic oyle cok becerikli bir ev hanimi ol(a)madim. Hani bazi ev hanimlari vardir ani bastiran bir misafir karsisinda dolapta her zaman bekleyen borekleri, misafir icin olmasa bile evde yapilmis hazir taze kurabiyeleri hatta onumuzdeki 5 haftaya yetecek kadar planlanmis yemeklik malzemeleri evde hazir durur. Ben hic oyle olmadim. 

Bahanem cok. Calisiyordum hep calistim. Ama biliyorum calisip boyle becerikli olabilen hunerli bayanlar da var. Bizim evimizde ufacik bir dolabimiz var istesem de o stoklari saklayacak yerim yok. Ama biliyorum daha kucuk yerlerde yasayip daha fazlasini yapabilen hunerli bayanlar da var. Nitekim aslinda bahanem yok, kabul ediyorum cok basarili bir ev hanimi degilim. Kaldi ki bu konuda iddiali da degilim. Standard bir ev hanimi olarak yuvarlanip gidiyorum :)

Gectigimiz gunlerde bir mail aldim bir arkadasimdan. Demis ki Gulcin blogunu okuyan da sanir ki bir elinde cimbiz bir elinde ayna; umurunda mi dunya! Ben de soyle bir baktim bloga yok dedim oyle degil; daha da fazlasi vur patlasin cal oynasin bir hava var blogda :) Okuyan vallahi habire geziyor, ona buna guluyor, hic ev isi - yemek falan yapmiyor bu Gulcin diyebilir. Yok ama o kadar da degil :P

11 Şubat 2011 Cuma

Bir nefes sihhat

Her cocuk biraz korkar mi cocuk doktorundan? Ben Oguz Amca’dan biraz ama gercekten biraz korkardim. Uzun boyu, yapili vucudu ve sinirlendiginde catilan kaslari ile kocaman gorunurdu bana. Genelde beklenen kilomun altinda oldugumdan beni muayene ettikten sonra catilirdi kaslari. Kaslarinin uzun sure catik kalmayacagini da, yemek secerek ve yeterince yemeyerek suclu oldugumu da bilirdim ama o anlarda cekinirdim Oguz Amca'dan. Sonra kollarimin altindan tutar beni hoop diye ucurarak boyumu olcecegi yere tasirdi. Bayilirdim o ucma anina. Iste o an butun korkum geciverir gulumserdim Oguz Amcama.

4 Şubat 2011 Cuma

Gel hafta sonu gel gel gel....


Her zaman boyle olmuyor. 
Bazen bir bakiyorum Pazartesi... bir bakiyorum Cuma.....
 "Oh" diyorum "ne guzel gecti gunler"
Bir yandan da 
"Of" diyorum "ne de cabuk geciyor gunler"

Bazen de boyle oluyor yani bu hafta oldugu gibi. 
Gun gecmek bilmiyor. 
Bakiyorum hala Sali. 
Ya bir Sali bu kadar mi uzun surer? 
Bakiyorum hala Carsamba. 
E onca calistim stres oldum gece gece sadece bir gun mu gecer? 
Bakiyorum hala Persembe. 
Adi bile uzun kendisinin de gecmek bilmemesi normal belki.
Bugun de bakiyorum hala Cuma. 
Bu kadar zamandir ofisteyiz hala gelmedi aksam vakti.

2 Şubat 2011 Çarşamba

Dinozorus

Bazen boyle hissedersiniz... Basarisiz, ustune aldigi sorumluluklari yerine getirememis, kisaca kaybeden. Icinizde ciliz bir ses de "Yok oyle degil aslinda" demeye calisir ama onu duymazsiniz bile. Basarisizlik hissi oyle gucludur ki karsisina cikan her olumlu hissi yikabilir, ezebilir, gecebilir, yakabilir. 

Biz cok kucuk degildik; ozel televizyonlarin ilk zamani icinde bir suru dinozorun oldugu bir cocuk programi vardi. Yanlis hatirlamiyorsam programin adi Dinozorus, dinozorlarin adi da kafakopranus, ezergecrus, tukurukus ve atesikus idi... Iste bence basarisizlik hissi o dinozorlarin hepsinin biraraya gelmis halidir. Nitekim basarisizlik hissi iyi hissetmenizi saglayacak bir iki umut dalinin kafasini koparir, "Ya aslinda su yandan baksan" diyen bir iki sesi ezer gecer, karsiniza gecip "Gordun mu ne beceriksizsin" diye yuzunuze defalarca tukurur ve icinizde bir yere "Naptim ben simdi ne olacak?" diyen bir ates birakir gider. Kendi gider belki ama yarattigi tahribat ardinda kalir. O gelivermeden once mutlusunuzdur aslinda. Neselisinizdir. Herseyin kontrolunuz altinda ve yolunda oldugunu dusunuyorsunuzdur. Ama davet beklemez; oyle ansizin cikar gelir... 

Bunlar da ilginizi cekebilir

Related Posts with Thumbnails