29 Eylül 2010 Çarşamba

Home country office...

Ofise gitmek, calisma arkadaslarinla birarada olmak, gunu kahve molalari ya da ufak sohbetlerle suslemek tabi ki guzel. Is acisindan bakarsak tartisilmayacak derece faydali da olabiliyor. Ama insan, calisiyor da olsa arada ofis disinda olmak istemiyor degil.

Disarida yagmurun yagdigi bir gun pijamalarini cikarmadan evde dolasmak, toplantilara evden katilmak daha az yoruyor sanki insani. Herkes icin durum ayni mi bilmiyorum ama boyle kucuk kacamaklar bana dinlenmis olma hissi veriyor. Hatta belki de kole olmama hissi, istedigimi istedigim zaman yapabiliyor olma hissi. Cok sanliyim ki Hollandada ve Unileverde “Evden calisma” yani “Home office” yaygin olarak kullanilan bir uygulama. 

Ama ya insanoglu elindekiyle yetinmiyor ya da ailenden uzak yasayinca durum biraz daha karmasiklasiyor. Insan bazen kendi memleketinden calisabilmek istiyor. Islerin yogunlugu nedeniyle izinli olamasa da calisma gununun sonunda ailesini, arkadaslarini gorebilmek istiyor. Bir nevi hic uzakta degilmis gibi, Turkiye’de calisiyormus gibi hissetmek istiyor. Ama istemek elbette istedigi elde etmek anlamina gelemiyor her zaman. Bu mudurumce “degisik” hatta “akil almaz” benim icin cok dogal” olan istek gundeme geldiginde tartismanin galibinin kim olacagi onceden tahmin etmek pek mumkun degil.

Baktim her seferinde aciklamakla olmayacak bu is bu yazimla ozel olarak, Izmir’den calisabilir miyim acaba diye endiselenen mudurume seslenmek istedim. Gerci kendisine seslenmek istiyorsam bu yaziyi ingilizce yazmam daha uygun olacaktir ama ne yapalim blog dilimiz turkce. Olmadi bir de ingilizce versiyonunu yazarim artik J Ve hatta bu yazimla yurtdisinda calisan ama arada Turkiyeden calismak isteyen tum arkadaslarimin da mudurlerine seslenmek istiyorum. Ve hatta bu yazimla.... Neyse abartmasam iyi olacak J

Sevgili Mudurum (lerimiz),
Asagida ulkem(iz)de gecirdigim(iz) bir calima gununun durust olarak ozetlenmis halini bulabilirsiniz. Maddeler halinde yazilmis kisimlarda yasadigim(iz) bir gunun kisa bir ozetini ve calisma performansim(iz) uzerindeki etkilerini gorebilrsiniz.
  • Ulkem(iz)deki bir calisma gunu sabah uyanip evim(iz)in balkonunda sahane bir kahvalti etmem(iz) ile basliyor. Gune guzel bir sohbetle, gunesli bir havada oksijen icerisinde zengin bir kahvalti ile basaldigim(iz)dan, ilk maillerimi(zi) okurken sahip oldugum(uz) enerji, Hollanda’da (yurtdisinda) ozellikle yagmurlu ve soguk gunlerde tren yolculugu ve ruzgara karsi bir yuruyusten sonra ofise ulasabildigim(iz) sabahlarin ilk saatlerinde sahip oldugum(uz) enerjiden daha fazla.
  • Gun icerisinde toplantim(iz) varsa, evim(iz)deki odalardan birini kullanma sansina sahibim(z). Evlerimizde kablosuz internet erisimi bulundugundan bu mekan degistirmeler sirasinda sistemlerden kopma gibi bir problem de yasamiyorum(z).
  • Sevdiklerim(iz), gun icerisindeki, cay – kahve molalarinda, ogle yemegi zamaninda hep yanim(iz)da olduklarindan ve yeterli! besin ve icecek miktarini alabilmem(iz) icin ne gerekiyorsa yaptiklarindan buyuk bir rahatlikla calisiyor; gun icerisinde asla “ay hangi cayi icsem?”, “simdi su yiyecek olsa ne guzel olurdu ama nasil bulacagim?” gibi endiselerle stres altinda da kalmiyorm(uz).
  • Tum bunlarin yanina ogleden sonra elinde dondurmalarla gelen cok yakin bir arkadasi (benim icin Esin!) ya da “Al bak sana sevdigin mezelerden aldim ya da citir citir gevrek, boyoz getirdim” diye kapiyi calan aile bireylerimi(zi) (benim icin abim!) de eklersek gun icerisinde yasadigim(iz) keyifi tanimlayacak soz bulmak zor.
  • Verdigim(iz) kisa aralarda bilgisayara bakmak yerine gercek insanlarla (ustelik sevdigim(iz) insanlarla) sohbet edebildigimizden ara sonunda dinlenmis bir Gulcin (calisan) olarak isim(iz)in basina donebiliyorum(z). Bunun verdigi enerjinin isim(iz)e yansidigini gonul rahatligi ile soyleyebilirim(z).
  • Ustelik is gununun sonunda ailem(iz) ya da arkadaslarim(iz)la birlikte olmak icin planlar yapiyor oldugum(uz)dan buyuk bir durustlukle soyluyorum(z) ki yurtdisinda calistigim(iz)dan daha verimli calisiyor, islerimi(zi) cok daha buyuk bir zevkle tamamliyorum(z).
  •  Izmirde/ Turkiyede kalacagim(iz) gunler uzatilirsa bu sohbet aralarinin da daha fazla sayida yasanacagini gozonune alirsak birim sohbet uzunlugunun ilerleyen gunlerde kisalacagini da asagidaki grafikle kanitlayabiliriz. Grafikte x ekseni konusma sayisini, y ekseni konusulacak konularin yogunlugunu gostermektedir. Ilk gunler birbirimizi gormedigimiz zamanlarda biriken konular konusulacagindan sohbet aralarinda harcanacak sure uzun olacakken, ilerleyen gunlerde konusma konularini gunluk aktiviteler olusturacagindan bu surenin kisalacagi dusunulmektedir.


Izmirde/Turkiyede calismanin yarattigi arti ve eksileri asagidaki tabloda ozetlenmis bir sekilde  gorebilirsiniz:
Kazanc
Kayip
Daha mutlu bir Gulcin (calisan)
Toplantilara Turkiyeden katilindigindan daha yuksek bir telefon faturasi
Motivasyonu ve daha yuksek bir Gulcin (calisan)
Ofiste bulunan beraber calismasi gereken arkadaslardan uzak olundugundan azalan yuz yuze gorusmeler

Zamanla evini ve esini daha cok ozleyecek olan bir Gulcin(calisan)

Yukarida ozetlenen kayiplari inceledigimizde, uzun vadede siralanan kayiplarin (ozellikle sonuncusunun) isimi(zi) etkileyecegini de kabul ettigim(iz)den her zaman Izmirden/ Turkiyeden calisayim(lim) diyemiyorum(z). Ancak kazanclar da gozonune alindiginda zaman zaman Izmirden/Turkiyeden calismam(iz)in sevgili sirketim(lerimiz) tarafindan da desteklenmesi gerektigini dusundugum(z)u belirtmek isterim(z). Tum bu aciklananlar isiginda izmirden/Turkiyeden  calisma taleplerim(z)in daha olumlu karsilanmasini istedigim(z)i saygilarim(z)la arz eder, gereginin bir sonraki taleplerim(iz)de yerine getirilmesini rica ederim(z).
Saygilarim(iz)la...

PS: Yazarken dusundum de sanirim ucmak benim beynimde degisik bir yerleri aktive ediyor. Ben yaziyi ingilizceye cevirmeye basliyorum. Biliyorum ise yarayacak :)

22 Eylül 2010 Çarşamba

Yorgan Mucadelesi!

Eh hep keyif icin gezmiyoruz tabi, arada is gezileri de oluyor. Is gezilerinin vazgecilmezleri ucaklar ve oteller… Her otelde durum ayni. Isten gelmissin. Yorgun. Parmagini kaldiracak halin yok. Hizlica bir seyler yiyip, bir dus alip yataga atiyorsun kendini. Istedigin tek sey yataga gomulup uyumak. Tabi yorganla mucadeleden galip cikabilirsen!!!

Anlamak mumkun degil bir yorgan bir yataga bu kadar nasil sabitlenebilir? Insan yatacak burada herkul degil ki? Benim gucum civarinda guce sahip bir insan evladinin yataktan kalkmadan yorgani yatagin kenarlarindan kurtarip ortunmesi mumkun degil.

·         Yorgunum ve yataktan kalmayacagim diye inat etsen uc opsiyon var onunde.
1.       Kafam yastikta normal normal yatayim dersen; yorganin gogus hizasinin ustune cikmasi olanaksiz.
o   Dolayisiyla opsiyon 1: Omuzlar disarida!
o    Sonuc: Sabah havalandirma dolayisiyla tutulmus bir boyunla uyanma olasiligi %60.
2.       Olmadi sevmedim bunu, azcik asagiya kayayim omuzlarim kapansin dersen, yatak da 2,5 metre degil ki..
o   Dolayisyla Opsiyon 2: Ayaklar yatagin sinirinda!
o   Sonuc: Sabah bacaklari yatak icinde tutmak icin verilen caba sonucu tutulmus bacaklarla uyanma olasiligi %50.
3.       Hem yatagi normal insan gibi kullanacagim hem omuzlarimi ortecegim dersen, bacaklarinin gucune guvenmen gerekiyor.
o   Dolayisiyla Opsiyon 3: Bacaklar yorgan mucadelesinde!
o   Sonuc:  Sabah bacaklardaki agri ile uyanma olasiligi %20.

·    Hadi “Tamam ya!”dedin bir hisim kalktin yataktan. Kolay mi saniyorsun yorgani yatak kenarlarindan kurtarmayi? Bugune kadar 2 tirnak kirmisligim var be benim bu ugurda.

Amac nedir cozmus degilim. Yorgan, yatagin kenarlarindan sarksa cok mu daginik olacak oda? Ya da ”Uleyn yiyip icip yatiyor bunlar biraz ugrassinlar bakalim uyumak icin” diye mi dusunuyorlar? Belki de en sabit yorgani yaratan oda duzenleyicisine bizim bilmedigimiz bir odul var? Boyle ise ben de yorgani en serbet birakan, mucadelesiz bir uykuya gecis sureci yasamamizi saglayan oda duzenleyicisi arkadaslarima odul vermek istiyorum. Hatta bu ugurda bir kampanya baslatsam mi diyorum J Ya da biraz daha yuzeyim, bisiklet kullanayim ben de bacaklarim kuvvetlensin J

Neyse ben uzatmayayim saat gec oldu. Ne de olsa yorganla buyuk bir mucadele var onumde uyuyana kadar.  Hadi bana iyi uykular J

10 Eylül 2010 Cuma

Bugun bayram...


Bugun bayram erken kalkin cocuklar
Giyelim en guzel giysileri…

Bu Turkiye’den uzakta gecen bilmem kacinci bayram. Bir noktadan sonra insan saymayi da birakiyor sanirim. Ama ne kadar alisirsan alis uzaklarda olmaya bayram gunleri siradan bir gunmus gibi algilanamiyor. Huzunlenmiyor insan aslinda. Sadece "orada olsaydim" fikri akildan hic gecmiyor denirse yalan olur sanirim. Ama bu bayram baska, bu bayram huzunlenmek icin pespembe sebepler var ya.

Dediklerine gore artik Turkiye’de de bayramlar ayni degilmis. Bilmem artik beni teselli etmek icin mi soyluyorlar yoksa gercek bu mu? Ama benim aklimdaki Turkiye’de bayramlar oylesine guzel ve burada yasanan bayramlardan oylesine farkli ki…

Bayram Turkiye’de gune ailece yapilan guzel bir kahvaltiyla baslamak demek. Burada siradan bir gun gibi uyanip ise gelmekle karsilastirilabilir mi bu?

Bayram Turkiye’de tum gunu belki de uzun zamandir gormedigin tanidiklarla goruserek gecirmek demek. Burada ofise gelip zaten her gun gordugun insanlari gormekle karsilastirilabilir mi bu?

Bayram Turkiyede babaannenin elleriyle hazirladigi bol cevizli kalburabasmalardan istedigin kadar yiyebilmek demek. Burada bir turk bakkalindan alinacak baklavayi yemekle karsilastirilabilir mi bu? (Gerci bu bizim aile icin cok mumkun olmayabiliyor artik)

Bayram Turkiyede anneannenin bin evde tatli yemekten bunalmis konuklarina surpriz yapip sana-boregi hazirlamasi; sonra tatlilardan ici bayilmis misafirlerin tuzlu boreklere istahla sarilisini keyifle izlemesi demek. Burada oglen siradan bir salata yemekle karsilatirilabilir mi bu? (Gerci bu da ne yazik ki Turkiyedeki bayramlarda da yok artik bizim ailemiz icin)

Bayram Turkiye’de ince porselende sunulan kahvenin yaninda likor icip cikolata yiyebilmek demek. Burada makinadan alinmis tatsiz tussuz kahveyi icmekle karsilatirilabilir mi bu?

Bayram Turkiye’de daha buraya yazamadigim pek cok sey demek. Yeni kiyafetler, koca insan olmana ragmen hala eline verilen beyaz mendilin icindeki harcliklar, renkli cikolata kagitlari, kahkahalar, nese, sevinc, mutluluk…

Ama bu yil bayram baska. Sadece yurtdisinda olmaktan degil bu farklilik biliyorum. Bu yil Turkiye'de olsak da bayram baska. Turkiye'de olanlar icin de bayram bir baska. Gunler bayarama benzesin, icim biraz daha acilsin diye eski bayramlari dusunuyorum. Ne gariptir gercekten ise yariyor. Bir de plan yapiyorum kendi kendime. Sevdiklerimin en azindan sesini duyayim diye. Saglikli ve hayatimda olduklari icin mutlu olayim diye. Ha bir de ne olursa olsun pembe bir seyler giyeyim bu bayram diye….


Hepimize nerede, nasil olursak olalim seker tadinda nice bayramlar…

PS: Yine geliyoruz ayni noktaya: hayatinda harika insanlara sahip olmak. Uzaklarda da olsam beni bayramda yalniz birakmadiklari ve mesajlari telefonlariyla gunleri bayram gibi hissetmeme yardim ettikleri icin herkese cok tesekkurler…

5 Eylül 2010 Pazar

Gule gule Nehir...

Bugun hic tanimadan cok sevdigim, aylardir hayatimin bir parcasiymis gibi hissettigim kucuk bir bebegi kaybetmenin uzuntusunu yasadim. Nehir henuz 3 yasindaydi... Yasitlarindan farkli olarak bu uc guzel yilin hatiri sayilir bir kismini hastane koridorlarinda harcamak zorunda kaldi. Neydi, ne oldu artik hic bir onemi yok. Nehir simdi bulutlarda. Nehir simdi huzurla uzaklarda...

Dedim ya ben Nehir'i hic tanimadim. Bir kere bile kucaklamadim onu ya da ne bileyim muhtemelen bir parkta bile karsilasmadim onunla. Ama ben Nehir'i sevdim, hem de cok sevdim. Oyle ki gune gozumu acar acmaz onunla ilgili haberlere baktim aylarca. Ondan gelen her guzel haberle gunum daha guzel gecer oldu. Elim yuregimde buyuk mucadelesindeki her asamayi takip ettim. 

Dedim ya ben Nehir'i hic tanimadim. Bir kere bile o guzel ellerini tutup yurumedim yollarda onunla ya da ne bileyim muhtemelen hic karsilasmadik bile Istanbul sokaklarinda. Ama ben Nehir'den ve Nehir'in mucadelesinden cok sey ogrendim. Omrum boyunca unutmak istemeyecegim, hayatimda karsilsatigim her zorlukta aklima getirecegim onlarca sey...  

Nehir ve mucadelesi sayesinde biliyorum ki bir insani sevmek, bir insani cok sevmek icin onu fiziksel olarak tanimaya hic gerek yok. Resimlerinden gozlerindeki kocaman sevgiyi gorebileceksin, okuduklarindan civil civil sesini zihninde canlandirabilecek hatta zaman zaman yanibasinda konusuyormus gibi hissedebileceksin.

Nehir ve mucadelesi sayesinde biliyorum ki insanin hayatindaki en onemli sey birbirine bagli bir aileye sahip olmak. Ve eger o aile varsa arkanda o zaman mucadale etmek icin en buyuk silaha sahipsin sen hayatta... Ailene siki siki sarilmayi, sartlar ne olursa olsun onlarla birlikte guzel anilar yaratmayi bileceksin. 

Nehir ve mucadelesi sayesinde biliyorum ki dostluklar cok onemli bu hayatta. Oyle dostlarin olacak ki sen "buraya kadarmis" dediginde seni kolundan tutup kaldiracak. Oyle dostlarin olacak ki sen "Artik yapamiyorum" dediginde, bir anda dunyanin bir ucundan kalkip yanina gelebilecek. Ve sen dostlarindan destek alip her ne olursa olsun hayatin gerceklerine hazirliksiz yakalanmamayi deneyebileceksin...

Nehir ve mucadelesi sayesinde biliyorum ki basina beklemedigin bir sey geldiginde bunun neden oldugunu sorgulamak degil yapman gereken bilakis olani oldugu yerde birakaip bundan sonra ne yapman gerektigini dusunebileceksin.

Nehir ve mucadelesi sayesinde biliyorum ki, birden cok problem varsa basa cikman gerken onlari birbirinden ayri tutmayi bileceksin. Onceliklerin olacak hep; en cok da hislerinle belirledigin onceliklerin;  ve sen o onceliklere gore problemlerini sirayla cozeceksin.

Nehir ve mucadelesi sayesinde biliyorum ki, her durumda, hayattan keyif alacak bir seyler yapmayi becerebileceksin. Evinden cok uzakta hic bilmedigin bir yerde hastanede misin? Olsun.. Oyun odalarini kesfedecek aksam yemeginde bagira bagira sarki soyleyecek cilginca dans edeceksin.

Nehir ve mucadelesi sayesinde biliyorum ki, her durumda hayatin sana surprizler yapip yuzunu guldurmesine izin vereceksin. Bir suru sevdiginden cok uzakta bir hastanede misin? Olsun... Kendini bir anda polis minubusunde piknige giderken bulmaya ya da bir polis botunda su ustunde yol almaya hazir olacak kocaman bir gulumsemeyle bu beklenmedik surprizler icin hayata tesekkur edebileceksin.

Nehir ve mucadelesi sayeisnde biliyorum ki hayatta basina ne gelirse gelsin arastirmayi, ogrenmeyi birakmayacaksin. Okuyacak arastiracak, hic bilmedigin bir konu hakkinda kocaman bir bilgi deryasina hukmedecek senden sonra gelenlerin yolunu aydinlatmak icin caba gostereceksin...

Nehir ve mucadelesi sayesinde biliyorum ki, hayat toz pembe degil ama durum ne olursa olsun sen secenekler arasindan pembeyi illa pembeyi secip, sacindan ayakkabina kadar pembelere burunup hayata "Sen pembe olmasan da ben inadina pespembeyim" diyebileceksin...

Gule gule Nehirim.... Nurlar icinde yat.. 

Bu kiasacik zamanda bana ve seni takip eden onlarca insana yasattigin tum sevgi, ogrettigin tum guzellikler icin cok tesekkurler... Cok daha uzun yillar yasayip bir kisinin hayatini bile etkileyememislere inat sen kocaman bir toplulugun hayatini degistirdin inan... Uzerine yildizlar yagsin... 


PS: Yazsam mi yazmasam mi cok dusundum. Ama madem bu blogu hayatimi guzellestiren, degistiren hicbirseyi unutmamak adina tutmaya karar verdim, o zaman Nehiri yazmamak olmazdi...

3 Eylül 2010 Cuma

2010 Yaz Tatili hala bitmedi :)

Altinci durak: Torbali
O sicakta Torbaliya gitmek zordu ama babanemi gormeden donmek olmazdi. O anlatti ben dinledim… ben sordum o anlatti… babane ziyareti halalarimi gorerek zenginlesti ve Torbali duraginin sonu yine cesmeye vardi hem de kuzenimle…

Yedinci durak: Cesme-4
1 gune uzun bir tatil sigdirmak kolay degil biz de kuzenimin 1 gunluk tatili olabildigince dolu dolu olsun diye elimizden geleni yaptik J 1 gune Cesme, Ilica, Alacati turlari, alisveris, yemek keyifleri ve bol yuzme sigdirdik. 

Iste unutmak istemediklerim:
               - Gece yildizlarin altinda havuza girmek, sirt ustu yuzmek ve ustelik kayan bir yildiz gormek J (hayatimda bir ilk J)

10 dakika yuzelim diye havuza girmistik ama komsularimiz da bizi takip edince bu kisa gece yuzme seansi uzun bir havuz sohbetine donustu. Ne de iyi oldu...

                - Alacatida keyifli bir aksam; leziz baliklar, guzel sohbet bol yurusyus bol dukkan ziyareti

İki kuzen aldik annemi de vurduk kendimizi Alacati sokaklarina. O sokaktan bu sokaga  yuruduk durduk. Ayni sokagin basinda harika bir restoranda ellerinde sarap kadehleri tutuyordu insanlar, koseyi donduk sarap kadehlerinin yerini cigdemler aldi koylu teyzelerin elinde. Sarap olmus cigdem olmus sohbete eslik eden onemli degil aslinda degil mi? Ben eminim iki ucta da ortak bir nokta vardi: Yaptiklari sohbet ellerindekini lezzetli kilandi...
                  

                  - Marina ziyareti...

                  - Ilica plajinda aksam yuzmesi...


Ve tatil bitti... Sayili gun cabuk ama dolu dolu gecti... her ani unutulmazdi ucakta aklima bunlar gedli. Simdi annem sayesinde bavulumda tertemiz ve utulu esyalarim Hollandaya dogru ucuyorum... Esyalar yerlesecek, tatilin enerjisi icimde, anilari aklimda Hollanda gunleri baslayacak... Tatilimi bu kadar guzel yapan herkese herseye ama elbette en basta annemlere ve tum Manolya sitesine tesekkurler J bekleyin beni seneye yine gelecegim J

Anneme ve Nilgun ablama not: Biliyorum daha bir bu kadar ziyaretcimiz olsa siz yine keyif alarak bizimle olmaya devem edecektiniz. Simdi biz hic yorulmadik olur mu oyle sey diyeceksiniz onu da biliyorum o yuzden “yorduk sizi” de demeyecegim. Sadece cok tesekkurler J Bir de organizasyonlar ve sakatlanmalar konusunda koydugumuz kurallar ben yokken de gecerli unutmayalim J

Babama ve abime not: benim icin bizim icin elinizden geldigince sartlar elverdigince geldiniz, tesekkurler J

Babama, Sefik ve Semsettin amcalarima not: Bu yil ogrendiklerimle seneye tavlada sampiyon belli ikinci kim?  J

Esin ve kuzenlerime not: Suphesiz ben Izmirin en guzel soforlerine sahibim J Gidilecek yer ne olursa olsun beni yolda birakmadiniz cok tesekkurler J Ozlem ablacim son araba ayarlamasi unutulmazdi nasil tesekkur etsem sana ...

Manolya Sitesi bayanlarina not: Kahveler, caylar sohbetler sahaneydi. Hergun  baska baska evlerimden onume gelen kekler, borekler, revaniler, yogurt tatlilari, pideler enfesti. Ben ve bu 3 haftada aldigim kilolarim cok ama cok mutluyuz velakin rica etsem de seneye beni biraz daha az besleseniz olur mu J

Canim arkadaslarima not: Bir kez daha anladim sansliyim cok sansliyim. Beni bu kadar seven ve benimle birlikte olmak icin sartlari zorlayan, caba gosteren arkadaslarim  oldugu icin cok sansliyim. Telefonlariyla, varliklariyla yanimda olan tatilimi neselendiren tum arkadaslarim iyi ki varsiniz....

Ozana not: Yine guzel anilar yarattik degil mi beraber? Aferin bize J

2010 Yaz Tatili daha bitmedi :)

Dorduncu durak: Cesme-1
Planlarimiza gore Cesmeye Pazar gunu gidecektik sadece Ozan ve ben. Firtina bize rahat vermeyince biz de hepbirlikte Persembeden attik kendimizi Cesme’ye. Ne de guzel oldu… Suphesiz bu erken ziyarete en cok sevinenler annemler oldu; hem bizi daha uzun gorebilecekleri icin hem de evleri bir anda bir suru gencle doldugu neselendigi icin keyiflerine diyecek yoktu. Biz Cesme’de denizin keyfini cikardik, tadi damagimizda kaldi ya gunubirlik de olsa bir tekne turuna ciktik, guzel yemekler yedik, oyunlarimizla, nesemizle tartismalarimizla sitemizi senlendirdik… 
Ve elbet hepbirlikte gecirdigimiz Cesme gunlerinden unutmak istemediklerim:
  •  Gunubirlik de olsa yaptigimiz tekne turu…
  • Alacati sokaklarinda yaptigimiz guzel aksamustu yuruyusu…
  • O unutulmaz 'kucuk' deniz kazamiz:
 Eskiden derler bir yaman oglan var imis. Oylesine guclu imis oylesine guclu imis ki aldi miydi bir arkadasini pattt diye diger arkadasina caliverirmis :) Daha fazla ayrinti vermemem kendi sagligim icin daha iyi sanirim :)
  • Tartismalara sahne olan tabu seanslarimiz
  • Zafer kutlamalari icin yaptigimiz timsah yuruyusumuz...
Dorduncu durak: Cesme-2
Toplamda 18 gun cesmede kalinca yazida ara duraklar yaratmak faydali olacak diye dusundum J Sevgili arkadaslarimizin gidisinden sonra cok da uzun yalniz kalmadik aslinda Goncam bizi ziyaret etmeye geldi Ankaradan... Ne de guzel oldu iste unutmak istemediklerim:
  • -          Hepbirlikte yaptigimiz deniz ici sohbetler
  • -          Goncamla birlikte Ilicada sarap icmek
  • -          Ilica sahilinde yaptigiiz uzun gece yurusyusu
  • -          Gonca, annem ve Nilgun ablayi okeyde yenmek J
  • -          Tavlada sampiyonlugumu ilan etmek J

Besinci durak: Cesme-3
Goncayi da gonderince sessizlesti Cesme ama sadece 1-2 gunlugune J O bir iki gunde ben cesmeye zorunlu bir gunduz ziyareti yapmak sorunda kaldim ve yeni Gulcin olarak bu mecburiyeti de keyfe cevirmek icin elimden geleni yaptim...  Onun disinda sitede gecen zamanimizda snnem, Nilgun abla ve tum site komsularimizla gunlerin keyfini cikardim...
Iste o gunlerdeden unutamadiklarim:

  • -          Kumrucu Sevkide kahvalti ve gazete keyfi
  • -          Rumeli Pastanesinden sakizli dondurma yemek
  • -          Semsettin amcadan tavla dersleri J
  • -          Hatice abla ve annemle Ilica keyfi
  • -          Sabah denizleri….
  • -          Okey seanslarimiz…
  • -          Kitap okumak icin verdigim caba ve her seferinde uykuya teslim olmak…
  • -          Aksamustu cay keyifleri leziz borekler, kekler…
  • -          Sabah kahvaltilarinda kizarmis tulum peyniri yemek…
  • -          Ilk iftar ilk sahur oruc tutmuyor olsam da ramazanin keyfini etrafimda hissetmek… 

2010 Yaz Tatili

Ve tatil bitti…
Beklenen, ozlenen gunler geride kaldi. Tam tamina 3 hafta kalacagiz Turkiye’de derken uzun gelen zaman, icine girince bir cirpida geciverdi. Ama o 3 haftanin her gunu arkadaslarimizla, ailemizle oylesine dolu dolu gecti ki tatil sanki 3 hafta degil 6 hafta surmus gibi hissetmemize sebep oldu. Guzeldi.. hersey cok guzeldi… Evde olmak, tanidik ama yenilenmis mekanlarda sokaklarda dolasmak, gunu geceyi sevdiklerimizle paylasmak, o plandan bu plana kosusturmak ama onca yogunluga ragmen her sabah daha dinlenmis daha dinc uyanmak, oyunlarla sohbetlerle an be an stresten uzaklasmak… 
Bu yaz tatilden ne bekliyorum diye dusunsem bundan daha fazlasini heralde hayal bile edemezdim… Uzun ve yorucu bir kis geride kaldi. Benim icin yil Eylulde baslayip bir sonraki Eylulde bitiyor sanki. O kadar zor bir yili boylesine guzel noktalamama izin verdigi icin hayata tesekkur ediyorum... Ve unutmamak icin tatilimizde bazi anlarini yazayim istiyorum...

Ilk durak: Istanbul
Sebnem evleniyor olmasa bu yil Istanbula ugrayabilir miydim emin degilim. Oylesine maviye kosmak istiyordum ki bu tatilde sanirim Istanbulun kalabaligina beni sadece cok sevdigim bir arkadasimin hatiri karistirabilirdi. Iyi ki de karistirdi. Iki gun de olsa yine Istanbulda olmayi sevdim. Hatta boyle kisa kaliverince Istanbulda, herseyin tadi damagimda kalinca, goremediklerime, sohbetini tadamadiklarima ozlemim tukenmeyince Istanbula en yakin zamanda yeniden gitme istegiyle ayriliverdim sehirden. 





Ikinci durak: Bodrum
Malum seyahat eden ben olunca o yolculugun olaysiz gecmesi pek mumkun olmuyor. Bodrum yolu da olayliydi tabi ki. Tarifeli saatinden 1,5 saat sonra rotarli olarak kalkan ucagimiz ‘gec kalan’ yolcularini almak uzere piste girdikten sonra park alanina dondugunden gec vardik Bodruma. Belki de benim bindigim ucaklardaki diger yolculari baslarina gelebilecekler ici uyarmam gerekiyor. Hani vatandaslik gorevi olarak J
1 gecelik Bodrum duragina 1,5 saatte gec varinca planladiklarimizin hepsini yapamadik elbet ama asil amac Marmarise dogru birlikte yol almak uzere bulusmakti bizimkilerle ya.. gorev tamamlandi...Ustelik anne yemekleriyle ilk tanisma ve anne baba sohbetiyle eglenme aktiviteleri de gerceklestirildi. Tabi bir de guzel anilara onlarcasi eklendi... Bu guzel anilara gece yarisi arabadan cantami almak icin, ustune ustelik arabaya yalniz gitmek icin tutturmami, sonrasinda arabanin kapisini acmayi beceremeyerek alarmi calistirmami, o zimbirtiyi susturamayarak telefona sarilmami ve bizimkilerle birlikte tum site halkini uyandirmami eklemiyorum elbette. Sadece anahtar yerine kumadayi kullanmam gerekiyormus arabati acmak icin hay bin kunduz :)



Ucuncu durak: Marmaris
Bu yil Akdenizin guzel koylarini kesfetmeye kara verdik bir teknenin tepesinde. Yillardir istedigimiz ama bir turlu gerceklestiremedigimiz bir plani gercek yapmaya niyetlendik hepbirlikte. Sadece 3 gun surebilen mavi turcugumuz boyunca aksilikler yakamizi birakmasa da elimizden geldigince anin tadini cikarmaya calistik; Ozan, ben, Burhan, Yucel, Keya, Ebru ve Ali Ozgur.

Marmaris bulutlu karsiladi bizi… Mavi tura cikarken emin olabilirsiniz ki bu hic de hos bir durum degil… Denizin ustunde gececek gunlerin gecelerin en buyuk yoldasi gunduz gunesle gece yildizlarla bezeli acik bir hava olacakken bulutlari tepemizde gormek tam anlamiyla kotu bir surpriz gibiydi.  Biz sabahi tekne alisverisinde ve lodosun etkisiyle donen baslarimizi duzeltme pesinde geciriken neyse ki gunes de bos durmamis ve bulutlarin onune gecmeyi basarmisti… Ve Pazartesi sabahindan onumuzdeki yillara aklimizda kalsin dedigimiz ayrinti tekne alisverisini kaptana birakmanin daha akillica olacagi fikriydi… Onumuzdeki yillarda uc-bes kurus fazla harcamayi sebzelerin 3-5 kilosunun pesinde saatler harcamaya tercih etmeye daha Pazartesi sabahi karar verdik…
Yorgunluk teknenin onundeki minderlerde yatarak ilk duragimiza dogru yol alikren bizi terketmeye basladi. Teknenin hareletiyle yuzumuze gelen ruzgar artarken, gunes masmavi sularin ustunde isiltilar yaratirken ve tekne hafif hafif sallanmaya baslamisken ben gozlerimi kapattim ve Hollandadan, isten, stresten bu kadar uzakta olabildigim, ustelik bu huzuru arkadaslarimla paylasabildigim icin daha Pazartesi sabahi kendimi cok sansli ve mutlu hissettim…

Yazin gorulmesi cok dusuk bir ihtimal olan firtina tam da bizim mavi tura ciktigimiz haftayi secmisti kendimi gostermek icin. Pazartesinin huzuru digger gunlerde de devam etti ama gitgide siddetini arttiran ruzgar nesemizi dagitmasa da huzurumuzu ve konforumuzu azaltmayi basardi ne yazik ki… Biz mavi turda kalabildigimiz 3 gunde elimizden geldigince yuzduk, oyunlar oynadik, kahkalarla gulduk, tatilin keyfini cikardik ve Akdenizin koylari arasinda ruzgarin izin verdigi olcude dolastik. Elbet hava guzel olsa daha fazla koy gezecektik ama biz ancak  Cennet Adasi, Kizilkum, Kumlubuk, Kadoirga ve Ciftlik koyarini gorebildik.
Ve tekne turundan unutmak istemediklerim:
  •  Koylar arasinda ilerlerken elime kitabimi alip teknenin onune uzanmak ve arada denizi izleyerek kitap okumak…
  •  Ebruyla yaptigimiz keyifli tekne onu sohbetleri ve oje surme seanslarimiz…
  • Sarki soylerek guvertede uyumak…
  • Keyifli raki sofralarimiz..
  • Sabah, ogle aksam istedigimiz saatte istedigimiz kadar denize girebilmek…
  • Ruzgara ragmen guvertede uyumak icin inat ettigimiz bir aksam  "Yeter beee" diyerek uyanan ve bizi ruzgara karsi sipersiz birakarak kamaralara gidenler…
  • Tavla tavla tavla...
  • Ben dahil olmasam da tum tekneyi icine alan balik tutma furyasi

PS: Harika fotograflar icin Ali Ozgure ayrica tesekkurler...

Bunlar da ilginizi cekebilir

Related Posts with Thumbnails