4 Haziran 2010 Cuma

Gulcin Yollarda...

Nasıl oluyor ben de bilmiyorum. Ama ne zaman yola çıksam, yok artık o da olmaz denilecek raddeye varan olaylar benim başıma gelebiliyor. Yolun uzun ya da kısa olması, uçak ya da otobüste olmam, gece ya da gündüz olması, hiç biri önemli değil. Ben yola çıktığım anda bulunduğum ortamın en değişik insanları bir şekilde benim etrafımı sarıveriyor.

Üniversiteye başlamamla beraber İzmir- İstanbul arası seyahatlerimin sayısı da arttı. Eş zamanlı olarak başıma gelen zaman zaman komik zaman zaman bunaltıcı olaylarda da bir artış gözlendi. O dönemler İzmir-İstanbul arasındaki yolculuklarımda otobüsleri kullanıyordum. 5 yıl boyunca çok konuşan yaşlı teyzeler, kendi koltuğunun sınırlarıyla yetinmeyip benimkini kullanmak isteyen genç arkadaşlarım, anneleri tarafından bana emanet edilen çocuklar yanımdaki koltuklarda sırayla yerlerini aldılar. Genel olarak konuşkan ve saygılı olan ben, bu beş yıl içinde bana yönelen sohbet etme amaçlı talepleri ‘nazikçe’reddedecek yöntemler geliştirdim elbet. Bunların en etkilisi hiç şüphesiz çaresizliğimi gösteren hafif titrek sesimle “Yarın sınavım var ama okuldayken annemleri göremediğimden İzmire gelince çalışamadım. Şimdi biraz çalışayım bari” ana konulu ‘ders çalışma’bahanesi idi.Bu yöntem özellikle yaşlı teyzeler üzerinde oldukça etkiliydi. Ama elbet olayın içinde ben olunca bu ‘nazik’savunma yöntemimi etkisiz hale getirebilen bir yan komşum da oldu. Yine bir İzmir – İstanbul yolculuğu sırasında yanıma outran teyze “Son akşama çalışma mı kalırmış? Kafan bir şey almaz artık. Hem benim torunum da öğrenci.” diye başlayan bir konuşmayla ‘ders çalışma bahanemi’ gerçekten etkisiz kıldı. Tahmini 2-3 saatlik tek taraflı bir sohbetin sonunda “E artık uyu yarın sınavında kafan çalışmaz sonra”dediğinde dünyalar benim olmuştu sanmıştım.

Zamanla şehirlerarası otobüs yolculukları anılarıma, belediye otobüsü yolculukları anılarım, taksi yolculukları anılarım, vapur yolculukları anılarım ve uçak yolculukları anılarım eklendi. İşte kullandığı tüm ulaşım araçlarında bir şekilde ilginç bir olay yaşamayı başaran ben geçen haftaki Amsterdam –İzmir karşılıklı seferlerini de unutulmaz yolculuklarım arasına kattığımı gururla bildiririm J

Amsterdam – Izmir
Havaalanı boş... pasaport sırası yok... Check-in ve boarding planlanandan 15 dakika önce tamamlanmış.
Ne bekleriz? Uçağın zamanında kalkmasını...
Bizim uçağımız 45 dakika rötarlı kalktı.
Sebep: Uçağa bindikten hemen sonra tuvalette sigara içen bir yolcunun havacılık kurallarına göre bavulları ile beraber uçaktan indirilmek zorunda oluşu.

Rotarı sağlayan sahısın uçağa binisi ile tuvalette sigara içip yakalanısı arasındaki süre sadece 15 dakika. Tahminlerime göre eşyalarını bırakıp hemen tuvalete koşmuş kendisi. Bir insanın tiryaki olmasını anladım diyelim. E be adam 1 saat bile mi dayanamıyorsun sigara içmemeye? Hadi dayanamayacaksın; bir nikotin sakızı, nikotin bandı edinmeyi dene mesela. Hadi bu alternatif yöntemlerden birini de kullanmak istemedin diyelim, o zaman bavullarını niye bagaja veriyorsun? İnsan kendini bilir. Sen al yanına bagajını nasılsa indirileceksin uçaktan. ‘Bakın nasıl yakaladim’diyen gururlu hostes bakışları arasında o uçağı terkederken bize 45 dakika uçağın içinde üstelik motorlar çalıştığından oyun bile oynayamayarak beklemek düstü... Tebrikler hostes hanım tebrikler!!!! J

Izmir – Amsterdam
Havalanı boş... Pasaport sırası yok... Check in ve boarding planlanan zamanda tamamlanmış.
Ne bekleriz? Uçağın zamanında kalmasını...Bizim uçağımız da zamanında kalktı. Velakin iddia ediyorum bu uçuşta başıma gelen dünya yüzeyinde bir elin parmakları kadar insanın başına gelmemiştir. Ben yine her zamanki gibi daha rahat hareket edebildiğimden koridor tarafı bir koltukta oturuyorum. Yanımda da orta yaşlı bir çift. Amca pencereden dışarıları izliyor. Teyze de kah amcayla konuşuyor kah önün omzunun üstünden dışarılara bakıyor. Ben elimde kitabım, zamanında kalkmış uçağımda mutluyum...

İşte bu güzel tablo emniyet kemeri ışıkları sönünceye kadar devam etti. Hemen ardından teyze “kızım tepeden bir şey alacağım” dediğinde geçebilmesi için kalkıp yer verdim. Benden daha kısa olan teyze “Şuradaki çantayı al bakayım yavrum”dediğinde yine nazikçe uzanıp çantayı aldım. Dakikalarca çantayı karıştırdıktan sonra teyze “Al bakayım şunu” diye elime bir poşet tutuşturdu. Poşeti elime tutuşturulan bir bez parçası, onu da başka bir poşet takip etti. Arama - tarama, çantadan çıkarılanları geri yerleştirme ile geçen takribi 10 dakikadan sonra ben elimdeki çantayı yine dolaba yerleştiriken teyze de çalışma sahasını düzenlemekle meşguldu. Onca poşet, sofra bezi vs. yerleştirmesi de bir 5 dakika aldıktan sonra benim şaşkın (çok şaşkın) bakışlarım altında teyze uçakta TAZE FASULYE ayıklıyordu.

Bu mevsimin fasulyesi başka güzelmiş... Hollandada böyle fasulye bulunmazmış.... Çocuklar, torunlar hep beraber yiyeceklermiş... Hem zaten 3 saat yol başka nasıl geçermiş... Fasulyeyi pişiririken illa zeytin yağı kullanılacakmış... Bir de biraz şeker, bütün izmirliler bunu zaten bilirmiş... oh oh oh kılcığı bile çıkmıyormuş sahaneymiş fasulye... Aslında O'nun oğlu en çok yaprak sarması severmiş ama onu artık Hollandada yapacakmış. Ne de olsa soğanlı iç burada (uçakta!!) olmazmış... Bak fasulye kokmuyormuş, bıçağa bile gerek yokmuş...

İşte bu yolculuk benim için uçak yolculuklarının anlamını tamamen değiştirdi. Yıllardır uçaklarda çok eğlenen ben, her hafta uçsa ağzını açıp hiç şikayet etmeden uçakta eğlenmeye devam eden ben, bu yolculukla beraber şunu anladim: Yıllarımı boşa harcamışım!!!

Bunca zamandır yok kitap okuyarak, yok film izleyerek, yok sudoku çözerek vaktimi harcayacağıma mutfak sanatına yönelseydim şimdi Emine S. Beder’in Türkiyedeki en büyük rakibiydim... Hele o Hindistan, Amerika yolculuklarında falan bayram sofrası hazırlamaya kadar götürebilridim isi.

Tamamdır bu yolculuktan sonra artık bambaşkayım. İlk olarak çukulata damlalı kurabiye hamuru ile başlayayım diyorum. Ne de olsa soğan yok içinde. Kokmaz da. Bıçağa da gerek yok. Yani teyzemin bütün kriterlerine uygun. Üstelik etrafta canı çeken falan olursa damla çukulata kısmından biraz paylaşabilirim de. Yani örf ve adetlerimize de uygun. Eve geldim mi de atarım fırına. Tutmayın beni savulsun tüm hostesler, pilotlar, yolcular Gülçin Usta geliyor!!!!!!.

3 Haziran 2010 Perşembe

Voltro(a)n Hollanda'da


-          GB ya suna bir sey soyle ugrasmasin benimle….
-          Ben aciktim…
-          Hadi gezmeye gidelim…
-          Ben yoruldum yuruyemicem…
-          Uykumuz mu geldi ne?
-          Oyun mu oynasak ya?

Cumleler daha ziyade 5-6 yas gurubu anasinifi cocuklarini animsatsa da… Biz aslinda tek haneli yaslarimizi geride birakali baya oldu. Ama onemi yok. Yine bir aradaydik ve yine cocuklar gibi sendik J
Mayis ayiydi.. Hava soguktu… Cogu zaman ruzgar rahat yurumemize izin vermedi. Ama hic bir sey eglenmemizi, mutlu olmamizi, cilginca gulmemizi, zaman zaman atismamizi engelleyemedi. Mayis ayi Hollanda da ‘Buyuk Voltran Bulusmasi’ ile unutulmaz bir aya donustu J Laleleri ziyaret, ev keyfi, alisveris derken bes gune yarim yamalak da olsa bes sehir gezisi ve bol eglence sigdirmayi basardik. Ve bir suru unutulmaz aniyi yasamayi... Bazilari bizde sakli bazilari ise asagida yazili...
                                                                ***********
1.       Gulcin’in Urun’u Almaya Giderken Yaptigi Yanlisliklar  Listesi
Sali aksami is cikisi Rotterdam merkez istasyonunda bir eksikle bulustugumuzda, guzel Hollanda irkinin gerek havalaninda gerekse Rotterdamda kendilerine sundugu misafirperver karislamadan memnun Goncamin agzi kulaklarinda idi. Caglam ise yolculugun yarattigi yorgunlugu nesesiyle yok etmeyi yine basarabilmis sekilde karsimda duruyordu. Henuz bos olduklarindan rahatlikla cekebildigimiz bavullarimizla tren istasyonundan eve dogru yuruken kahkahalarimizla Rotterdami senlendirmeye baslamistik bile.
Biz boyle guzel vakit gecirip evde sofra basi keyfi yaparken Urunum Japon dilinin o masal anlatirken bile kavga hissi verebilen yusek desibeliyle beraber Rotterdama dogru gelmekteydi.  Ben evden 1 dakika once cikmayi basarabilsem, once treni arkasindan metroyu kacirma basarisini gostermesem Urun’e 20 dakika once kavusabilirdik. Aa tabi tum  bunlarin ustune ben Urunle nerede bulusacagimizi bile kararlastirmamisken, telefonumu evde birakma akilliligini da “Gulcin’in Urun’u Almaya Giderken Yaptigi Yanlisliklar”listesine eklememis olsam en azindan ben istasyon yolundayken arkadaslarim gereksiz bir telefon trafiginin ortasinda kalmayabilirdi. Ama olsun biz biraz rotarli da olsa bulustuk, tatilimizin geri kalanina da bu aksilikleri unutarak hatta benim aptalliklar dizime gulerek devam etmeyi basardik J
2.       Goncam ve sampanya
 Her Voltran bulusmasi, sampanyalarin patlatilmasi ve afiyetle icilmesi ile kutlanir. Bu voltran bulusmasinda sampanyayi acma isini Goncama vermis olmamiz kabul ediyoruz ki kararin tamamen bir anlik boslugumuza gelmis olmasindandir. Goncam masanin uzerine dokulen kiymetli sampanyamizin bir kismini avuclayarak bardaklarimiza doldurmaya calisirken biz yaptigimiz hatanin coktan farkina varmistik ama ne yazik ki is isten gecmisti. Evimizin masasi bugune kadar cok lezzetli yemekler tatmisti ama bu kadar lezzetli bir sampanya kendisine hic nasip olmamisti. Goncamin masamizi da mutlu etmek adina bunu yaptigina ben gonulden inaniyorum ve heba olan guzelim sampanyamiza cok uzulmedigime kendimi inandirmak istiyorum. Yalniz o avucla bardaga alma kismini nasil rasyonalize edebilirim onu bilemedigimden bu konuyu izninizle burada kapatmak istiyorum J Ilerleyen gecelerde diger tum icki, kola, meyve suyu siselerini basariyla acan ve bizi hic bir zaman iceceksiz birakmayan Goncama buradan saygi ve sevgilerimi sunuyorumJ




3.       Laleler – Keukenhof ve Ucu puskullu Istanbul Lalesi ve urunumun muhtesem fotolari
Guzel bir sohbetin ardindan, kimin nerede yatacagina dair tatli atismalarla son bulan Hollandada ilk aksamimizin sabahinda meshur Hollanda lalerini gormek uzere yollardaydik... Ilk hedef Leiden- Keukenhof...
Bu kadar guzel olacagini tahmin etmemistik acikcasi. Hatta lale mevsiminin sonuna geldik gitmesek mi diye dusundugumuz anlar bile oldu. Iyi ki o cok mantikli gorunen dusuncenin pesine takilip planlarimizi degistirmemisiz. Keukenhof harikaydi… hava belki de o bes gunun en guzel havasiydi… Lalelerin sanirim %90 i hala canliydi… Biraz kalabalik olsa da cicek kokulari arasinda yurumek, rengarenk cicekler arasinda birlikte dolanmak muthis bir keyifti.

Binlerce lale cesidi arasinda Goncamin bize tarif ettigi ’ucu puskullu Istanbul lalesi’ni bulamadik. Ama olsun artik eminiz ki, zamaninda avrupaya tasinmayan yegane lale sogani olan bu tur yokolmus. Yoksa kesin gorurduk zira neredeyse butun laleleri tek tek inceledik J
Istanbul lalesini bulamasak da sevgili Pakomuzun adini tasiyan harika bir lale ile tanistik. Sanirim gunun en unutulmaz anlarindan biri Goncamin “Vay be adamlar amma sevmis bak sevgililerinin adina lale uretmisler” diyerek Elizabeth, Nancy, Arthur v.b isimli lalerin arasinda dolasmasi idi. Karar verdik cok sanssiziz adimiza bir lale bile uretilmemis J
Gun boyu Urunum yeni makinasiyla yuzlerce fotograf cekti. Yetenekli arkadasimiz bu isi de kesinlikle kivirmis. Referans icin bakiniz facebook fotolarimiz. Bu fotograflarin %70 kadarinda Caglamin yer aldigini soylememe gerek yok sanirim J sanatci memnun, modeli memnun, sonuclar harika!
4.       Kut
Lale ziyareti dolayisiyla tum gunu  yuruyerek geciren bizler gunun sonunda klasik ev keyiflerimizden birini yapmaya kesinlikle kararliydik.  Elbirligi ile  hazirlanan sahane bir sofrada yedigimiz harika bir aksam yemeginin ardindan Caglamin bize aylardir ogretmek istedigi Kut oyununa bu gece bir sans vermeye karar verdik. Elbet oyunu oynayacak dort insan biz olunca oyunun basi da sonu da normal insanlarin oynadigi tum diger kut seanslarindan farkli oldu.
Gonca: Caglam bu oyun 11 kagitla mi 13 kagitla mi basliyordu
Cagla: 11 de olabilir 13 de olabilir
Gonca: kac iste onu soruyorum?
Cagla: Biz 11le baslayalim. Evet evet 11di.
7 el kadar sonra
Cagla: Ya kizlar sanirim bu oyun 13 kagit ile basliyordu.
Gonca: 11 de olabilir 13 de olabilir
Cagla: Onu diyorum Goncam ama 13 tu sanirim
Gonca: Biz 11le devam edelim. Evet evet 11di.
Biz 11le basladik. 11le devam ettik. Oyun 13 kagitla basliyor olabilir. Velakin hic onemli degil biz 11le oynadik cok da guzel oldu. Zaten sanirim ne oynadigimizin cok da onemi yoktu. O anda kurallari bastan yazsak da yine de cok eglenecektik.
Artik bizim araya kattigimiz uzun sohbetlerden midir yoksa oyun gercekten uzun mudur bilemiyorum ama bizim sadece 1 setten olusan kut seansimiz yaklasik 3 saat surdu.  Oyunumuz Caglamin zaferi ile sonuclandi. Akillara kazinan ise Urunumun ayni isler kagidi ust uste 3 kere yere atmaya calisarak hanesine eklemeyi basardigi 3 yeni nohuttu J
Cagla: Isler kagit attin Urunum al bakalim 1 nohut. Yerden de bir tane cek
Urun: Aa isler miymis tamam ver yeni kagidi. Bunu atayim
Gulcin: Ayni isler kagit Urunum al 1 nohut ve kagit daha. (hafif kikirdamalar)
Urun: (Elinde bir yelpazeyi andiran kagitlarini degistirip yeni kombinasyonlar denedikten sonra) Attim
Cagla: Urunum ayni isler kagit!!!!
Gonca: Oha
Gulmekten oynayamaz hale gelen Voltran!!!!!!!
5.       Alisveris halleri
Alisveris icin Cumayi secmistik. Yani Rotterdam da dukkanlarin aksam 9a kadar acik oldugu tek gunu. Alisveris turunu Rotterdam turunun icine yedirmeyi planlayan ben aslinda buyuk bir hata yapmistim. Planlarima gore oglen civari yola cikacak yaklasik 1 kilometrelik bir capin etrafinda gun boyu dolanacak, arada 3-4 cafede mola verecek boylece yaklasik 20-30 civari dukkan gormus olacaktik.
Her sey planladigim gibi basladi. Benim evden calistigim, canim arkadaslarimin harika bir kahvalti hazirlayip cok calisan (!) beni odullendirdigi bir sabahin ardindan yola ciktik. Ancak planladigim gibi 20 dukkani malesef gezemedik... Aslinda 10 dukkani bile gezemedik J Ilk alisveris merkezinde 5 saat kadar dolastiktan sonra sadece 1 cafede mola verip sonrasinda ayip olmasin diye 1-2 dukkana daha bakip gunu 3 dukkan ile kapattik.
Ama o gezdigimiz bir dukkanin hakkini gercekten verdik. Gorulmedik tek bir urun birakmadik J hatta ben bir ara icimizden birinin yetkililerle gorusup depolarina giris icin izin istemesini falan beklediysem de is o asamaya gelmeden dukkandan cikmayi basardik J
 Sorry... I think we saw all the products in your store. But we wonder there might be some products you did not put on show yet. Can we please see the products in depot as well?
6.       Urunum ve Pembe
Ruj, far, kaskol, sapka, gomlek, tisort, havlu, carsaf. Alinacak urun bir kozmetik urunu olabilir. Alinacak urun bir tekstil urunu olabilir, alinacak urunun bir elektronik esya olabilir. Aslinda alinacak urunun ne oldugu hic oneli degildir. Onemli olan alinacak urunun rengidir. Alinacak urun mutlaka ama mutlaka Pembe olmali ya da pembeden izler tasimalidir. Pembe ugruna reyonlar arasinda ceylan gibi sekilebilir, arkadaslarin gorus mesefesinden kasla goz arasinda kaybolunabilir, degil kendisine aramizdan hic birimize uymayacak boyutta bir obje “Aaaa bakin ama ne sirin” diyerek alis veris sepetine atilmaya calisilabilir.
Alisveris gunumuz aslinda yillardir birlikte yasadigimiz ama farketmedigimiz cok onemli bir gercekle yuzlesmemizi de sagladi: Urunumun yillardir bu boyutta oldugunu farkedemedigimiz cok onemli bir zaafi : PEMBE
Ilk baslarda etkinin boyutu bilinmedigimizden destekledigimiz bu pembe sevdasi ilk 2-3 saatin sonunda alisveris maceramizin en renkli anilari arasinda yerini aldi. Gunun sonunda duruma nazikce el koymak isteyen Goncamin yarattigi bir terapi yontemimiz bile mevcuttu:
Gonca : Eyvah pembe!!!
Urun: Aaa cok seker degil mi? (diye raflara yuruken)
Gonca: Urunum tamam sakin oluyoruz. Nefes al nefes ver. Derin derin nefes al nefes ver!!!! Gecti bak gordun mu? Hadi baska tarafa gidelim

Mizansenin sonunda Gonca yurumeye devam ederken  biz  gulmekten yerimizden bile kipirdayamiyorduk. Goncamin bu etkili terapi yontemi ilerleyen gunlerde ziyaret ettigimiz her alisveris merkezinde hepimizin doya doya gulmesine vesile oldu. Iddia ediyorum Urunum de bu yontemi kullandirmak icin pembelere yoneliyordu. (Aslinda emin degilim J)
7.       Caglam ve Yesil
Guneste, yagmurda, karda, ruzgarda... O anda aynaya bakiliyor olabilir. O anda bir resim cekiliyor olabilir. Caglamdan gelecek yorum genellikle aynidir: Bekin gordunuz mu benim gozlerim Yesil... Dunyada caglami taniyan kac kisi onu bu fikrinde destekler bilinmez ancak bu alisveris gunun sonunda kendisinin Rotterdamda da artik bir destekcisi oldu: Alisveris merkezinde makyaj yapan teyze.
Ancak ‘teyzenin’ diger magaza gorevlilerine gore yesca buyuk olmasi, beyaz goz kalemini bulmak icin dakikalar harcamis olmasi ve goz kalemini cekerken yarattigi gozle gorulur egrilik nedeni ile teyzenin gozlerinin bozuk oldugu ve renkleri tam olarak ayirt edemedigi de iddia edilebilir. Her ne olursa olsun alisveris gununun unutlmayacak anilarindan biri de caglamin alisveris merkezinde “Gordunuz mu gozlerimin yesilligi tescillendi” diyerek dolasiyor olmasiydi J
Ve kabul etmek lazim ki biz de arada dikkatle bakiyorduk gozler yesil olabilir mi gercekten diye. Sonucta renkler de goreceli canim J
8.       Charming Ladies
Ne zamandir istiyorduk ortak bir takiya sahip olmayi. Ve kutsal alisveris gununun son aktivitesi olarak su anda hepimizin gururla tasiyor oldugu bileklerimizi aldik. Hepimizin ortak karari ile, bize gore oldukca iyi bir performansla 1 saate yakin bir zamanda secebildigimiz bilekliklerimizin paketlerini aldigimizda binada bizden daha mutlu olan bir insan vardi: Satis elemani. Her ne kadar biz yaklasik 500 alternatifin icinden secimimizi yapmaya calisirken, istediklerimizi gostermek konusunda yorulmus olsa da bir anda dort bileklik birden satabildigi icin gercekten mutlu gorunuyordu.
Bu muhtesem alisverisin tek kotu yani once Goncam ve Caglamin ardinindan ben ve Urunumun magaza kapandigi icin artik calismayan ‘yuruyen merdivenleri’ kullanarak 4 kat tirmanmis olmamiz oldu. Kollarimizda priril piril bilekliklerimizle magazadan cikarken, artik magazanin isiklari yanmiyordu. Hatta bizim arkamizdan cikan son magaza gorevlisi kapiyi kilitliyordu. Voltrana da Rotterdamdaki tum magazalari kapatmak yakisirdi efendim J
Bileklik icin cok  tesekkur ederim arkadaslarim J
9.       Uyku sorunsali
Sadece bes gun birada olabilecek olunca evdeki zamanimizin cogunu uyanik olarak gecirmek istedik! Istedik diyorum cunku bazi noktalarda sanirim yasinda getirdigi degisikliklerle uyanik kalmak zorlasabiliyor.
Ha ha ha elbette hayir!!!
Belki baskalari icin bu boyle olabilir ancak biz uykusuz kalmak konusunda hic sorun yasamadik desem yeridir. Sadece bir sabaha gozlerimizi zorla!!! actik.
Burada zorla kelimesi herhangi bir eylemin, onu yapmaya istekli olmayan kisilere, cesiltli yontemler kullanilarak istekleri disinda yaptirilmasi durumunu tanimlamak icin kullanilmistir. Istegi disinda bir eylemi yapmak zorunda olan kisiler Gulcin ve Goncadir. Onlara bu eylemi zorla yaptiranlar Cagla ve Urundur.Zorla yapilmak zorunda kalinan eylem: Uyanmak – tatli uykuya veda etmektir!!!
Ancak bizi zorla uyandiranlari gercekten cok sevdigimizden, uyanmak cok da iskence olmadi sadece sabah dordumuz arasinda yastik ve yorganlarin silah olarak ustalikla kullanildigi kucuk bir fiziksel cekismenin yasanmasina sebep oldu. Bu arada eklemeden gecemeyecegim uyandirilmak istendigimiz saat bir Cumartesi gunu sabah 8 olunca uyanmaya gonullu olmamamiz yadirganamaz heralde J Ha bir de gece 2:30 civari uyudugumuz ekleyelim ki kafalarda soru isareti kalmasin J
10.   Voltran Amsterdam’da
Ve elbet Amterdam da ziyaret edildi. Gun Amsterdam gunuydu... Kanal turu ile, alisveris ile, saraba eslik eden lezzetli sayilabilecek bir yemek ile, sahane cafelerde yaptigimiz guzel sohbetlerle suslenen harika bir Amsterdam gunu. Urunumun onderliginde copculerin grevi nedeniyle ilk kez bu kadar pis olduguna sahit oldugum(uz) Amsterdam yollari bize dar geldi.

Sansliydik... Cunku bisiklet turunun Asmterdam ayagina sahitlik etme sansina sahip olduk.
Sanssizdik... Cunku bisiklet turu nedeiyle kapanan yollar nedeniyle gitmek istedigimiz yerlere coook daha uzun yollardan ulasabildik.
Amsterdam turunun unutulmazlari arasinda yururken buldugumuz Amsterdam universitesine ait guzel kafede gecirdigimiz bir kac saati saymazsak olmaz. Kafedeki hafif entel okuma hevesli insanlarin hayatina da botlarla Amsterdam keyfi yapan insanlarin hayatina da o bir kac saatte buyuk bir nese kattik suphesiz. 
11.   Voltran gece turunda
Evimizin lokasyonu barlara bu kadar yakin olmasa yuruyerek gecen dort gunun sonunda hic kimse bizi bir bara gitmeye ikna edemezdi sanirim. Ama Voltran eglencede sinir tanimazdi. Yorgunluk ve uykusuzluk gece disari cikmamizi engelleyecek sebepler olamazdi. Dans etmeye bile mecalimizin olmadigi ancak etrafi inceleme ve yorum yapma enerjimizin yine tumuyle yerinde oldugu bir aksamda Rotterdamin en eski bari Paul’de yerimizi aldik. Oturdugumuz konum itibari ileCagla, Urun ve ben hayatimizdan memnun sohbetimize devam ederken Goncamin durumu biraz icler acisiydi. Bazi insanlara dersiniz ya yuzunden ne hayir gordum de sirtini dondun diye... Iste Goncam belki yanindaki insanin yuzunu gorebilse hayirlari da elde edebilirdi ancak o tum gece kendisinin sirtiyla idare etmek sorunda kaldi. Pardon eger yanindaki kisi daha kisa olsa ya da Goncam daha uzun olsa en azindan sirtini izleyebilirdi ancak o daha ziyade kafasini her cevirdiginde tum yuzunu kaplayan bir kalca ile idare etmek zorunda kaldi J
12.   Gonca mutfakta
Uzun suren kahvalti keyifleri, aksam yemekleri sanirim ev aktivitelerimizin baslicalari idi. Ve 5 gunun sonunda sunu anladik ki zaten is yapmayi seven bir insan olan Goncam Gulserim kendi evi olmasi fikrini coook ozlemisti. Zira kendisi 5 gun boyunca mutfaktan cikmak istemedi, evin orasinda burasinda incik cincik islenecek binlerce sey bulmayi basardiJ  Bulasik makinasini yerlestirdi. Ciceklerin olen yapraklarini temizledi... Ve bize cay servisleri yapti. Tabi servisi yapan Goncam olunca yasanan diyaloglar da unutulmazdi.
GG: Ben size cay yapayim mi?
U: Hadi yap bakalim hamarat seni
GG: Ne cayi istiyorsunuz?
C: Ne var?
GG: Var iste ne istiyorsunuz?
C: Ya ne var soylesene...
GG: Tropikal meyve var, limon var, yesil cay var. Aman var iste bir suru tamam ya sayamicam size tropikal meyve cayi yapayim.
 C: yap Goncam ne istersen onu yap
Caylar gelir...
GG: Size harika tropikal meyve cayi yaptim
GB: Goncam bu  orman meyvesi cayi
GG: Ya neyse ne!!! ic iste be!!!!
Ama bu kadar sabretmesi bile mucizeydi takdir ediyorum J Takip eden gunlerde biz hep tropikal meyve cayi diye orman meyvesi cayi ictik J Ben en iyisi Unilevere soyleyeyim de cayin adini degistirsinler :P
Cok tesekkur ederiz Goncam. Ayrica endiselenme orkide hala yasiyor :P
***********
Ben 12 maddeyi yazabildim ama hic kuskusuz yuzlerce maddeye sigabilecek kadar guzel anilarla dolu bir tatildi. Iyi ki geldiniz arkadaslarim....
Yasasin Voltra(o)n!!!! (henuz karasisiz hangisini kullanacagimiz konusunda :P)

Bunlar da ilginizi cekebilir

Related Posts with Thumbnails