17 Mayıs 2010 Pazartesi

Yine Yeniden Madrid bu kez ikimizin gozunden... Nisan 2010 Easter

Madrid….
Sanirim 3 yil onceydi sana bir onceki gelisim. Ilk kez yurt disina cikiyordum, korkuyordum, basima ne gelecek bilmiyordum. Evlilik hazirliklari nedeniyle Pazartesi sabahi gelirdim sana Persembe aksami Istanbul’a geri donerdim. Bir tek hafta sonunu bile sokaklarinda gecirmemis olsam da, guduz gozuyle tek bir meydaninda bile dolasmamis olsam da aklimda guzel anilarla yeretmistin.

Bu 3 yilda ben degistim… Degisimlerden daha az korkar oldum. Yeni yerler gormenin zevkine varmayi ogrendim. Gidisleri – donusleri, is icin bile olsa, mecburiyet degil keyif olarak algilamayi ogrendim. Simdi 3 yil sonra Ozan’la geldim sana. Bu sefer ikimizin gozunden bir baska guzeldin…

4 gun yetmez biliyorum seni tanimaya, doya doya gezmeye… Ama mutlu olmaya, seninle tanismaya yeter diye dusunduk. Keyifli bir yolculugun ardindan isil isil bir gunle karsiladin bizi. Oylesine guzeldi ki hava, kapali mekanlarin onunden bile gecmek istemedik. Tek tek butun meydanlarini dolastik… Civil civil, insanlarla dolu meydanlarinda zaman zaman biramizi zaman zaman sarabimizi yudumladik.

Bu dort gunde tam bir Akdeniz ulkesi gibi agirladin bizi. Misafirperverdin… Bir kez bile yagmurunla islatmadin bizi. Bir kez bile gunesin yakici isiklariyla bunaltmadin. Kotu olaylar yasatip tatilimizin golgelenmesine izin vermedin. Civil civil, kalabalik sokalarinda ispanyolcanin o guzel melodisiyle senlendi kulaklarimiz. Zaman zaman bir gitarin tellerinde sundun guzel sokak gosterilerini bize, zaman zaman kucuk bir orkestra ile karsilasmamizi sagladin herhangi bir sokakta. Hatta bir flemenko gosterisi bile hazirlamistin gunumuz senlensin diye. Gitarcilardan biri baya sarhostu sanirim ama eteklerini savurarak topuklariyla ritmi takip eden danscinin performansi cok guzeldi.

Harika yemeklerinle gunumuz, gecemiz, tatilimiz senlendi. Biz buralarda aliskin degiliz restoranlarda herhangi birseyin biz talep etmeden ikram olarak bize sunulmasina. Oysa sen her bira soyledigimizde yanina bir tapas ekleyivermistin. Biliyorum patates ya da yumurta olmayan yemek bulmak zor senin lokantalarinda. Sen her biriyle oyle guzel lezzetler hazirlamistin ki yemege doyamadik bu dort gunde. Aa ozel bir tesekkur etmem lazim hazir aklimdayken, zeytinler icin. Ben Izmirliyim ya. E siz ayni sayilirsiniz Izmirle. Inan ozlemisim soyle lezzetli zeytinler yemeyi. Dort gun boyunca doyamadim bana sundugun lezzetli zeytinleri yemeye. Peynirler de mukemmeldi. Ben kasar peynirine mesafeliydim yillardir sayende aramizdaki mesafe kapandi kendisiyle. Simdi market raflarinda kasar peyniri arar oldu gozlerim. Tapas menulerindeki herseyi tattim demek icin en az 1 ay kalmak lazim heralde seininle. Dort gunde elimizden gelenin en iyisini yapmaya calistik biz. Favorilerimi seninle de paylasayim: Kalamar, tortilla ve pimientos.

Tum bunlari turistik restoranlarinda yiyebilirdik elbet ama biz sokak aralarinda kalmis yerel barlarini tercih ettik. Barlarda en sevdigim sey elbet calisanlarinin guler yuzuydu. Ah bir ispanyolca konusabilsek ya da onlar ingilizce konusabilse ne kadar uzun sohbet edecegiz ama malesef dil kisminda takiliyoruz. Olsun el-kol isaretleri ile falan elimizden geldigince anlastik biz de. Aa bu arada halkina sans da getirdik sanirim. En azindan bir kismina. Bir barda arkamizdaki makinada oyun oynayan amca 240 euro kazandi. Beni biraksan yemeklerin, barlarin hakkinda sayfalarca yazabilirim ama bu kadarlikla kalsin artik :)

Bu 4 gunde sayende yeni bir ressamla da tanistim: Goya. Senin o gunlerce gezsen bitmeyecek Prado muzenin, havanin guzelligi nedeniyle, sadece 1-2 odasini gezebildik. Onlarda da Goya eserlerinin olmasina dikkat ettik. Soz bir dahaki gelisimizde daha fazla zaman harcayacagiz muzede ama sen de bizi anla lutfen: Hava o kadar guzelken tum gunu muzede gecirmeye gonlumuz el vermedi inan. Itiraf ediyorum muzede 1-2 saat daha fazla zaman da gecirebilirdik ama o sirada parkta gunesln altinda cimlere uzanip agaclari izlemeyi tercih ettik.  O bir iki saatte bile anladim ki harika resimlere ve benim ilgi alanimin tam da ortasinda olan harika heykellere ev sahipligi yapiyorsun. Ah ne mutlu sana ustelik harika bir binada onlari barindirabiliyorsun.

Toplu tasima sisteminden de cok menun kaldik . Ozellikle sana yakin 1-2 sehire hizla ulasmamizi saglayan o super konforlu trenlerin icin soyleyecek soz bulmam zor. Senin misafirperverligin yakin komsularin Toledo ve Segoviada da mevcuttu. Topu topu 4 gun geldik birini Toledo'da birini Segovia'da gecirdik diye umarim bize alinmadin. Ama ben artik seni onlarsiz dusunemiyorum . Sanki her seni ziyarete gelen onlari da gormeden donmemeli. Zaten trenlerin o kadar hizli ki yarim saatte her ikisine de ulasabildik.

Toledo… ne kadar da guzel korunmus eskilere ait hatiralar burada. Daracik sokaklarda dolasirken herhangi bir koseden bir at arabasi cikiverecekmis ya da kabarik etekleriyle guzeller guzeli bir genc kadin yanimizdan suzuluverecekmis gibi hissettim. Uc buyuk kulture ev sahipligi etmis bu guzel komsun: Hristiyanlik, Yahudilik ve Islamiyet. Ucune ait izleri de mimarisinde gormek mumkun. Sokaklarda 3 farkli kulturun izlerini izledik tum gun. Yine harika yemekler yedik yine harika saraplar ictik…

O kadar guzeldi ki Toledo'da gecirdigimiz gun, hic aklimizda yokken gunun sonunda ertesi gun icin elimizde Segovia biletlerini tutuyorduk.

Segovia… Senden saklayacak degilim; Ozan bana Segovia’yi anlatirken cok eski bir su kemeri gorecegiz dediginde icimden “Aman yine tas gormeye gidiyoruz” diye gecirdim. Tarihi eserleri sevmiyor degilim de hele ki Madrid’deyken vaktimi baska seylere harcayabilirim diye dusunuyordum sanirim. Ama Segovia'ya gelip de o muhtesem su kemerini gorunce dusunduklerimden utandim. Bu muhtesem yapi 2. yuzyilin basinda yapilmis. Hala inanamiyorum onca yili nasil yikilmadan gecirebildigine. Kimbilir ne depremler ne felaketler oldu. Ve o hala dimdik ayakta. Segovia'nin sokaklarinda bir masal imgesini gorebilmek icin yuruduk: Alcazar of Segovia yani Segovia Kalesi. Uyuyan guzel masalindaki kale bu kaleden esinlenerek cizilmis. Ne yazik ki bu kale gercek hayatta o kadar da guzel hikayelere ev sahipligi etmemis. Uzun yillar hapishane olarak kullanilmis. Kulesine o kadar dar bir merdivenden cikiliyor ki o hapishaneden kacmanin imakansiz olmasini anlayabiliyorum. Cok guzledi Segovia'da gecen gunde ama yine de gunun sonunda kosa kosa sana geldik.

Elbette Royal Palace yani karaliyet sarayini gormeden donmek olmazdi. O kadar buyuk bir sarayin planlananin sadece dortte biri olduguna inanmak zor. Sarayin bahcesinde bize yine kucuk bir gosteri hazirlamissin; bu sefer bir flut sanatcisini dinledik. Yine cok guzeldi. Ogrendik ki bu saray Avrupa'nin en buyuk sarayi olmasi icin yapilmaya baslamis. 26 yilin sonunda planlanan halinin dortte biri tamamlanmis ki Ispanya'nin o donemdeki krali bu dunyadan goc etmis. Sarayin insaati da bu noktada sonlanmis. Su haliyle bile 2800 odasiyla devesa gorunen bir saray burasi. Sarayinin hemen altindaki bahcelerde gezmek de ayri bir keyifti

Sana veda etmek inan cok zordu. Yeniden yolumuz ne zaman kesisir bilemiyorum ama olur da bir gun yolum yeniden sana duserse inan hic dusunmeden kosa kosa gelecegim.

Tekrar gorusene kadar isil isil kal Madrid….

2 Mayıs 2010 Pazar

Merakli Gulcince Madrid hakkinda

Madrid_2
Gulcince Soru- Cevap ve Notlar:
Biraz, pardon oldukca merakliyim ya aklimda yine onlarca soru vardi Madrid'de. Bir kismini oradayken ya da sondukten sonra cevaplayabildim, cevaplari da unutmadan yazayim dedim.
  • Tapas Nedir?
Tam anlamiyla mezenin Ispanyolcasi. Yemek oncesi, biranin yaninda atistirmak icin yenilen kucuk porsiyonlar halinde sunulan enfes lezzetler. Guzel bir hikayesi de var 4 yil once Italyan bir arkadasimin bana anlattigi:
‘Tapa‘ ispanyolcada kapak anlamina geliyor. Tapas da bunun cogulu. Hikayeye gore eski Ispanyol krallarindan biri ickinin yaninda illa ki bir seyler yemek istiyor. O donem usaklari ona ickiyi servis ederken yaninda kucuk porsiyonlar halinde yemekler de sunuyorlar. Zaman eski, sinekler etrafta dolanip duruyor. Kral da zaman zaman ickisini sineklerden korumak icin bu kucuk tabaklar ile bardaklarinin ustunu ortuyor ve “bunlar ickinin tapsidir”gibi bir cumle kuruyor. Iste o gunden sonra ickinin yaninda sunulan bu lezzetler tapas diye anilmaya baslaniyor.


Bir baska arkadasim daha degisik bir hikaye ile anlatti bana Tapasin oykusunu:
Eski zamanlarda barmenler barlarda sunduklari ickileri sineklerden korumak icin bardaklarin ustunu kucuk ekmek dilimleri ile kapamaya baslamislar. Zamanla bu ekmek dilimlerinin ustu degisik lezzetlerle suslenmis. E halk da bu adeti sevince bu kucuk kapak kanapeler kucuk tabaklarda yerlerini almis.

Her iki hikayeyi de cok seviyorum ben. Sonucta tapas oyle ya da boyle bugunku anlamini kazamis: kucuk atistirmaliklar. Ispanyollar aksam yemeklerini en gec yiyen haklardan biri dolayisiyla bu atistirmaliklar onlar icin vazgecilmez... Herhangi bir bara girip bira soylediginizde yaninda mutlaka bir miktar tapas da size ikram ediliyor. Her barin tapasi farkli. Dolayisiyla farkli farkli barlari dolasip degisik lezzetlerle tanismak da mumkun. Biz gidip gormedik ama duydugumuza gore ulkenin guneyine gidildikce ikram miktari artiyor.
  • Alisveris icin Madrid’e gidilir mi?
Bu soruyu gonul rahatligi ile cevaplamak icin Madride bir kez daha Ozansiz gitmem gerekecek sanirim:) Acikcasi Madrid'de kendimi yemeklere meydanlarin guzelligine oyle kaptirdim ki alisveris icin bile olsa kapali yerlere girmek istemedim.

Ben Madrid hatirasi olarak el yapimi kolyelerle dondum evimize. Elbet vakit olsa alinacak cok sey vardi daha. Aklim ayakkabilar ve cantalarda kalmadi desem yalan olur.

Madrid'de dukkanlar Hollanda'ya gore cok daha uzun sure acik. Ozellikle yaz aylarinda gece yarilarina kadar turistleri cezbedecek mataryaller satan dukkanlari acik bulmak mumkun.

Nilgun ablamin deyimiyle capit yani giyecek almak isterseniz benim bildigim kadariyla 8e kadar dukkanlari acik bulabilirsiniz. 4 yil once ben 8e5 kala bir pantalon denemek istedigimde dukkan kapanana kadar deneyip odeme yapamayacagim icin soyunma odasina gecisime izin verilmemisti. Hollanda'ya gore alisveris sartlari (dukkanlarin kapanis saati, fiyatlarin uygunlugu) bence cok daha iyi ama yine de alisveris konusunda ulkeme laf soyletmiyorum. Tamam insan haklarina gore dukkanlarin gecenin bir yarisina kadar acik olmasi cok kabul edilebilir bir sey degil de e canim hani benim alisveris yapma haklarim :)
  • Madrid'de dolasmak icin ingilizce bilmek yeterli mi?
Cevap: Kesinlikle Hayir...
Turistik bir gezi icin bu bir dezavantaj gibi gorulebilir ancak bence oraya calismak icin gidenler icin uzan vadede bir avantaj bile sayilabilir. Dukkanlarda, sokaklarda hatta otellerde bile ingilizce konusan insan bulmak oldukca zor.

3 yil onceki Madrid ziyaretlerim her Pazartesi sabahi Madrid Barajas havalimaninin 4. Terminaline varmamla basliyordu. Persembe aksamlari donuslerinin en stresli kismi ise taksi soforlerine nereye gidecegimi anlatmakti. Madridde ingilizce bilen taksi soforu bulmak neredeyse imkansiz oldugundan ispanyolca soylemeyi ogrendigim ilk kelimeler havaalani ve dorttu. Boylece “Aeroporto T Quatro” diyerek ve taksicinin beni dogru anladigini umarak yola koyuluyordum. Yol boyunca bir problem yoksa sansliydim. Yok “Daha yavas/hizli gidebilir miyiz?”gibi soru cevap seklinde diyaloglara girilmesi gerekirse iste o zaman kabus tam anlamiyla basliyordu :) Hatta taksi soforune daha hizli gitmesini rica ederken anlasamadiklari icin taksi soforunun arabayi durudurmasi sebebiyle ucagini kaciran bir calisma arkadasimiz bile oldu. Hayir hayir ucagi kaciran ben degilim :)

Bu gidisimizde taksi soforleriyle konusmamiza gerek kalmadi cunku toplu tasima araclarini kullandik. Ama bu kez de otel resepsiyonundaki gorevlilerle unutulmaz anilar yasadik. Otele vardigimizda gorevlinin alimize verdigi kagitta: “I do not speak English. You can find the information below:” ile baslayan bir yazi vardi. Acikcasi bilgilerin hepsini de tam anlayamadik zira ingilizcesi de tam anlasilir degildi.

Ama en unutulmaz an resepsiyon gorevlisinden sac kurutma makinasi ve terlik istedigimiz andi. Sac kurutma makinasini kafama elimi tutarken wuuu seklinde sesler cikararak anlatabildim de, terlik konusunda ne yapsak anlasamadik :) Ayni biz turkler gibi ses tonunu yukselterek ve daha yavas ispanyolca konusarak bana bir seyler anlatmaya calisti ama biz durumu zorlamamanin daha dogru olduguna karar verdik :)

Bunca laftan sonra sozun ozu: Bence Madrid'de dolasmak icin ingilizce bilmeye gerek bile yok. Ispanyolca bilmiyorsaniz vucut diline basvurmak en iyisi :)
  • Yemek yemek icin en guzel yer neresi?
Evet buyuklerimiz “Yedigin ictigin senin olsun. Gezdigin gordugunu anlat” demisler... demisler de soz konusu Madrid olunca yeme-icme kismindan bahsetmemek mumkun degil. Biz genelde yerel halkin gittigi restoranlari ya da barlari sectik yemek yemek icin cok da memnun kaldik. Bunlari bulmamizda madrid kitabimizin da oldukca buyuk katkilari oldu tabi ki.

Plaza Mayorun yaninda yeni bir mekan acilmis. En azindan 3 sene once orada degildi. Bir gun umarim Istanbula da acilir boyle bir yer. Bizim balik pazari gibi bir mekan. Cesit cesit dukkanlar var icerisinde. Her tur yemek bulmak mumkun. Peynir, jamon, susi... Istedigin yemegi secip yanina da enfes bir sarap aldin mi super bir aksam yemegine hazirlik tamamlanmis oluyor.  Burasi gunun her saatinde inanilmaz kalabalik ama acikcasi Hollandadan sonra ben bu kalabaliktan hic rahatsiz olmuyorum :) Herhangi bir seyi alirken alternatifleri de gorebildiginiz (menuden secim yapmak zorunda olmadiginiz) ve sira beklerken onunuzdeki insanlarin secimlerini referans olarak kullanabildiginiz icin bence farkli lezzetlerle tanismak icin cok guzel bir yer.
  • Gulcinin favori tapaslari neler?
Kalamar...
Turkiye’de, ispanya’da, Hollanda’da kisacasi kalamarin yapildigi her ulkede benim her zaman favorim kalamar. Ispanyada hollandadan daha guzel yapmislar ama yine de Turkiyedeki o citirlik o lezzet bambaska

Tortilla...
Bildigimiz pataesli yumurta. Sanirim biraz da sogan var icinde. Basit ama cok lezzetli.

Pimientos...
Tuzlanmis kizartilmis ufacik yesil biberler. Tatlari muhtesem. Midemin hassas olmasina ragmen koca bir tabagi yedim halde hic rahatsiz olmadim. Bir restorana gidince onunuze gelecek ilk seceneklerden degil ama bence ozel olarak sorulmayi hakeden harika bir tat.
  • Segoviadaki su kemeri ne kadar zamanda yapilmistir?
Gercek zamanlamayi bilmiyorum. Ama Ozan’in kitabimizdan okuyup benimle paylastigi hikayedeki zamanlamayi daha cok sevdim sanirim.
Bu kemer yapilmadan once yerli halk tam 16 km oteden kullanmak icin su tasimak zorunda imis. Her gun gun dogumunda su getirmek icin yola cikan bir genc kiz bu cileli yolculuktan bikmis usanmis. Yine su getirmeye gittigi bir gunun sonunda kendi kendine demis ki “Beni bu isten kurtaracak bir careyi yarin gun dogumuna kadar eksiksiz olarak tamamlasa ruhumu seytana bile teslim edecegim”. Denk gelmis... Seytan da bunu duymus. Butun gece bu kemeri insa etmek icin ugrasmis. O bununla ugrasadursun genc kiz verdigi sozden pisman “Affedin beni ruhumu seytana teslim etmek istemiyorum" diye yalvarip duruyormus. Denk gelmis... Tanrilar da bu yakarisi duymus... Seytan kemeri tamamlayacak son tasi yerine koyamadan tanrilar gunun dogmasini saglamis... Genc kiz ruhunu seytana teslim etmekten kurtulmus, halk da 16 kmden su tasimaktan...


Her iki sehire de uc yolla ulsmak mumkun: Karayolundan araba ile, karayolundan otobus ile ya da tren ile. Araba ya da otobus ile gitmeyi tercih edenler icin yol yaklasik 3-4 saat civari. Trene gelince, seyahat sureniz sectiginiz trene gore degisiyor. Yavas trenler ayni sehirlere 2 - 2,5 saatte ulasirken hizli trenlerle yarim saatte her iki sehire de ulasmak mumkun. www.renfe.com sitesinden vakitlice bilet alinidginda ulasim oldukca rahat ancak ozellikle turistlerin yogun oldugu donemlerde duydugumuza gore son dakikada bilet bulmak cok da kolay olmayabilir

  • Yeniden Madrid’e yolum duserse neyi mutlaka yaparim?
Plaza de Mayor Madrid'in belki de en guzel meydani. Ogrendigimiz kadariyla 1619'da meydan ilk kez kullanilmaya baslaniyor. Ne yazik ki uzun yillar bu meydan da boga gureslerinin buyuk kalabaliklar tarafindan izlendigi meydanlardan biri oluyor. 1790'daki buyuk yanginda meydanin buyuk bir kismi tahrip oluyor. Yeniden yapilan meydanin bazi binalarinda eski izler hala mevcut. Su anda Madrid'in belki de ne kalabalik, en fazla turist ceken meydani.


Iste bu meydanda vakit gecirmek, etrafindaki dukkanlarda dolasmak, guzel restoranlarda birseyler atistirmak, meydanin her kosesinde farkli kalabaliklara sunulan gosterileri izlemek gercekten keyifti. Yeniden Madrid'e is icin bile olsa yolum duserse, zaman yaratip bu meydanda gunesin keyfini cikarark vakit gecirmeyi asla unutmamaliyim :)

  • Segovia ve Toledo’ya gitmek icin en rahat yol hangisi?

Bunlar da ilginizi cekebilir

Related Posts with Thumbnails